Kahire’de gezilip görülecek bir çok yer var ama benim gibi Antik Mısır hayranıysanız çarşı, pazar ve cami gezerek vakit kaybetmek istemeye bilirsiniz. O nedenle Giza’nın Al Haram bölgesinde Piramitler ve Sfenks (Sphinx) manzaralı bir otelde kaldık. Dışarıda gezip dolaşılacak bir muhit değil ama otelimiz uygun fiyatlı, profesyonel, temiz ve güvenliydi. Ayrıca ören yerlerini sindire sindire, kendi hızımızda ve mümkün olan en az kalabalıkla gezmek için çoğunlukla özel transfer ve yerel günübirlik turlar ayarladık.
Otele gece vardığımız için manzarayı tam görememiştik. Kahvaltı için terastaki restorana çıktığımızda, sabah güneşinin altında bütün görkemi ile Piramitleri görünce, o kadar duygulandım ki gözyaşlarımı tutamadım.

1. Gün – Piramitler ve Mezarlar
İlk gün Emo Tours Egypt ile “Day Tour to Giza Pyramids Memphis city Dahshur and Saqqara Pyramids” turunu yaptık. Sabah 08:00’de özel arabamız ve rehberimiz bizi otelimizden aldı. İlk durağımız büyük piramitlerdi. Etraflarında dolaşıp bu heybetli yapılara hayran hayran baktıktan sonra develerle ünlü manzara tepesine gidip bol bol resim çekildik.

Büyük olduklarını biliyorsun ama yanlarına gidene kadar gerçekten ne kadar heybetli yapılar oldukları kafanda oturmuyor.

Herkesin bildiği büyük piramitleri gezdikten sonra çoğu insanın es geçtiği, hatta bilmediği ama bir o kadar mistik ve heybetli Saqqara ve Dashur piramitlerini görmeye gittik. İlk durağımız, Mısır’ın ilk piramidi olan Step Pyramid of Djoser, basamaklı piramitti. Sonrasında da hemen yanındaki Saqqara Necropolisini dolaşıp bir kaç mezara girdik.



Sırada sabahtan beri heyecanla beklediğimiz yer vardı. Büyük Piramit’in giriş ücreti kişi başı 32 dolar olduğu ve çok çok kalabalık olduğu için onun yerine rehberimizin önerisi ile Kırmızı Piramit’e girmeye karar vermiştik. İyi ki de öyle yapmışız çünkü içeride bizden başka hiç kimse yoktu. En son biz çıkarken insanlar gelmeye başladı ama toplamda onu geçmezdi. O kadar dar, kapalı, sıcak ve boğucu bir ortama kalabalıklarla girdiğimi hayal bile edemiyorum.


Yaşadığım heyecanı, mutluluğu tam olarak nasıl ifade edebileceğimi bilmiyorum ama Indiana Jones gibi hissettik desem yalan olmaz. Tabi bittik, ilk önce dışarıdan yukarı tırmandık sonra da dar bir tünelden iki büklüm bir şekilde 60 metre aşağıya indik. Geniş bir galeriden sonra üç kat yüksekliğindeki ahşaptan bir merdivenden tırmanıp mezar odasına ulaştık.

En son Memphis şehrinin harabelerini görmeye gittik, pek bir şey kalmamış ama dev Ramses II heykeli görmeye değerdi.

2. Gün Müzeler ve Kahire
İkinci günü tamamen müzelere ayırdık. İlk önce yeni açılan “GEM – Grand Egyptian Museum” sonra da Kahire’deki eski “The Egyptian Museum” müzeye gittik. Uber uygulamasını Kahire’de rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. Sadece havalimanı transferi için kullanmadık.




Yeni müze muhteşemdi ama sırf Tuankhamun hazinelerini görmek için bile eski müzeye gitmeye değer. Onları da yakın zamanda yenisine taşıyacaklar, gitmeden hemen önce araştırıp öyle plan yapmak lazım.




Som altın tabut, maskeler ve hazinelerin hepsini gördük ama o kısımda resim çekmek yasak olduğu için paylaşamıyorum. Ama işçilikteki detay inanılmazdı.
Bir de bizim gitmediğimiz “The National Museum of Egyptian Civilization” müzesi var. Bütün ünlü mumyaları oraya taşımışlar onun haricinde bana daha çok İslam tarihi gibi geldi. Sırf mumyalar için oraya kadar gitmek istemedik. Bir günde iki müze bile bizi bizi fazlasıyla yordu. Onun yerine günün geri kalanında otelimizde piramit manzarasına karşı keyif yapmayı tercih ettik.


